[Verse 1: Hüseyin Kavak]
Aşk ve dostluk.
Aşk ve insanlık.
Aşk ve adamlık.
Aşk ve bağlılık.
Aşk ve yanlış.
Aşk ve hata.
Aşk ve kahpelik.
Aşk ve yalan.
Güven ve sadakat.
Sevgi ve saygı.
Hoşgörü ve başarı.
Sevmek ve sevilmek.
Bağlanmak ve anlamak.
Hoşlanmak ve bakmak.
Görmek ve dokunmak.
Hissetmek ve özlemek.
Aşk ve dostluk çok özel kavramlardır.
İnsanın ailesinden sonra en değer verdiği kavramlar.
Bu derece önemli insanların varlığı…
Çok mutlu ettiği gibi yokluğu da üzebiliyor.
Doldurması ne kadar terletirse boşaltması o kadar soğutur.
Sevmek insana Allah tarafından verilen bir ödüldür.
Sevmek ve bağlanmak bir insan iç güdüsüdür.
Herkes sevebilir, herkes hoşlanabilir ama herkes aşık olamaz.
Düşünsenize bir ömür boyunca…
Ve hayatınız el verdiği müddetçe aynı kişiyi seviyorsunuz.
Çeyrek asır az bir süre değil, çok büyük bir aşk.
O kişi bunları farkında bile değil ve sizi önemseyip önemsemediğini bilmiyorsunuz.
Tabii elbet bir gün her şey gün yüzüne çıkıyor.
Asırlık aşkınızın karşılık bulmadığı için ya da alay konusu olduğu için…
Büyük çaplarda üzüntüler doğuyor.
Sonra diyorsunuz ki ben böyle hayatı ne yapayım?
Dostluk da aşka çok benzer bir şeydir.
Babamın bana çok yol gösteren sözleri olmuştur.
“Herkes arkadaşın olabilir ama herkes dostun olamaz”
Hayatınıza sonradan giren ve kan bağınız olmayan biriyle ne kadar yakınlaşabilirsiniz? Ne kadar güvenebilirsiniz? Ne kadar?
Aşk ve dostluk çok özel kavramlardır.
İnsanın ailesinden sonra en değer verdiği kavramlar.
Bu derece önemli insanların varlığı…
Çok mutlu ettiği gibi yokluğu da üzebiliyor.
[Verse 2: Aydın Yılmaz]
Endişeye mahal yok endişeye.
Artık yanındayım deyip gidenler ne çocuğu sorsanıza bir ibneye.
İçin dışın farklı, yaptığın söylediğin ayrı,
Bu heriflerdeki neyin kafası?
Az önceki defter kapandı,
Şuan başka şerefsizlerden bahsediyorum.
Tehdit mi ediyorsun? Oyun mu oynuyorsun?
Beni tanıyor musun?
Okul bile okumadın, top peşinde hayatını harcadın.
Yolu böyle yarıladın.
Ye bakalım şimdi 20cm aletimi.
Anladığınız lügat bu değil mi?
Herkesin anladığı dilden konuşmak çok eğlenceli.
Abartı olduğunu düşünüyorsan gel hisset boğazının derinliklerinde gezeni.
Evlenip barklanınca adam olduğunu mu sandın?
Kim için ne dediysem ve ne anlattıysam dışında bir şey çıkmadı.
Bu Aydın Yılmaz stili ve herkes bunu kopyaladı.
O kadar boşsunuz ki bu yaşa rağmen hayatınız yarım kaldı.
Kim yer o yalanları yedikleri haltlar gibi, kalplerinde mühür
Çakma delikanlılar kobra keyfinde, adamlığa adeta birer küfür.
Şerefsizler nasıl olur da kendilerini muhtaç olunacak kişi gibi görür!
Yaptıklarınız ilahi adalet sayesinde dönüp dolaşıp sizi küçültür.
Kartal, Maltepe, Üsküdar, Florya.
Sarıyer, Beykoz, Pendik, Tuzla.
Aşkale, İspir, Hınıs, Horasan.
İlgi alanlarımda sizin karakterinizden daha iyi hale geldim.
Depremler tahmin edilemez diyenlere selam olsun.
Yıllardır bendim herkesi ilk günkü gibi uyaran.
Şimdi dağıldı alayı toptan, izliyorum uzaktan hepsi yavru kaplan.
Ama sorsan hepsi birer aslan.
[Chorus: Hüseyin Kavak]
Aşk ve dostluk çok özel kavramlardır.
İnsanın ailesinden sonra en değer verdiği kavramlar.
Bu derece önemli insanların varlığı…
Çok mutlu ettiği gibi yokluğu da üzebiliyor.
Yediğiniz, içtiğiniz.
İlçeniz, şehriniz.
Hata sevende değil,
Hata sevilenlerde.
[Outro: Aydın Yılmaz]
Ne aşkta ne dostlukta adam olabildiniz “Vah Vah Vah”
Bu yaşta bu tutarsızlıkla haliniz “Hah Hah Hah”
Yanlışlarını içine almaya kalksan inlersin “Ah Ah Ah”
Gören de sanır adammış gibi bağırıyor “Şah Şah Şah”
O şekilsiz sikin bile yetmiyor seni erkek adam yapmaya.